Eğer bu misyonu taşımazsanız: Sizi affetmeyiz!

Sel dağda birleşince

Dağda güller ezilince

Yara açtı gül tenimde

Ağlar dağlar, dağlar ağlar

Yüreğimi sancı sarar.

Yürek coşkusu ve yürek sancısı

İnsan çağrılmayı sever. Her çağırana koşarak gider. Kendini ne beklediği sonraki iştir.

İnsan, kendi kendine ürettiği, nihayet biri beni keşfetti ontolojisinin kahrolası fısıltısına karşı koyamaz: İstiyorlar, oysa ben kendi halimdeydim!

Onu öyle basit objeler de çağırmaz: Tarih çağırır, kader çağırır, aşk çağırır, toplum çağırır.

İnsan kendine mütevazı değildir; en azından siyaset çağırır.

Her şeyden daha gerçek; derinden bir ses iç dünyasında yankılanır durur: Bundan sonra beni izleyin dostlar!

Aslında insan belasını arar.

Ve bulur.

İş işten çabuk geçer. Hayatın ona sürprizleri vardır: Sen, zavallı ve aciz bir fanisin!

Hayatta her şey zeval olur.

Geriye sadece şeref kalır.

Politikacı kirlenmeye en yakın yerde durur. Onurlu yaşama ulaşmak için herkesten çok çaba sarf etmek zorunda kalır. Sınavı büyüktür ve çetindir. Ama gel gör ki politikaya atılan; göğsü mendilli her kravatlı, daha en başta, bir asilzade olduğunu vehmeder.

Dün politika çarkı bir kez daha döndü. Tüm partiler, kesinleşmiş aday listelerini Yüksek Seçim Kuruluna teslim etti.

Kendini şanslı addeden yüzlerce heyecan dolu insan, artık, sonraki sabaha milletvekili olarak uyandığına inanıyor.

Oysa siyaset mahkûmiyettir. Bundan böyle tüm çabaları bu mahkûmiyetten çıkma, sıradan vatandaş olma çabasına dönüşecektir.

Ancak davası olan müstesna olacaktır.

Diğer partileri ve vekil adaylarını kendi olağan akışına bırakabiliriz.

Ama AK Parti’nin bu şansı yok.

AK Parti adayları da, ilan edilen listelerde talih kuşu haberini coşkuyla aldılar.

Watsapları, DM’leri, messengerleri, mailleri tebrik mesajlarına boğuldu.

Ancak onları daha kapıda bir ödül değil alev topu bir gerçek bekliyor.

AK Parti adayları, bundan önce hiç olmadığı kadar yakıcı bir misyonun, sefer görev emri belgelerini ellerine aldılar.

Onları tarih çağırdı.

Dava çağırdı.

Devrim çağırdı.

Zaten istiyorlardı, koşa koşa gittiler.

En iyi görünen açıdan alınan pozlarla, afişlere; Yeni Türkiye Yolunda Hep Birlikte yazmak yetmiyor.

Şimdi tarihi, davayı ve devrimi sırtlama dönemi.

Bundan önceki vekillerin kurtuluşu vardı. Onlar fetret çocukları. Hatta mazur bile görülebilirler.

Ama bu dönem vekilleri için durum farklı. Her şey açık ve net.

Onlar Yeni Türkiye’nin, sivil devrimin adayları. Belki yürekleriniz pır pır ama misyon sarsıcı.

Çok renkli, demokratik Türkiye devrimi öncülerinin verdiği bütün sözlerin birinci dereceden muhatapları.

Ey son vekil adayları, seçilerek alındınız!

Savaşlardan çıkarak buraya kadar geldiniz.

28 Şubat, Gezi, Paralel gibi kor dolu imbiklerinden süzülerek öne çıktınız.

Her şeye gözlerinizle tanık oldunuz.

Her şeyi bizzat gördünüz.

Hiçbir mazeretiniz yok.

Artık eylem zamanı. Teoriye, belagatlı sözlere herkesin karnı tok.

Kendinizi ispat edin. Dönüşüm süreci enerjisi ile benliğinizi güçlendirmeyin, nefsinizle bu sürece katkıda bulunun.

Yüklendiğiniz misyonların hakkını verin.

Bu tarihi misyonu taşıyabilecekseniz, buyurun! Ya da yol yakınken istifa edip kurtulun!

Gelinen noktada, bugüne kadar AK Parti, insani ve İslami erdemlere dair her iddiayı yüksek sesle dile getirdi. İnsanlığın tüm birikimini, AB müktesabatını Türkiye’de uygulayacağını tekrar edip durdu. İslam’ın en müstesna ilkeleriyle toplumu domine etti, bazen onları kendine kalkan yaptı.

Tam ve ileri demokratik, milli ve adil yeni bir düzen vaadinde bulundu.

Eski düzenin yıkım süreci, çatışmalar, komplolar içinde bunların bazıları yapıldı, bazıları yapılıyor, iddiaların çoğu ise gerçekleştirilmeyi bekliyor.

Fatura kesildi. Hesap ödenecek.

Bugüne kadar hep fatura kestik.

7 Haziran’dan sonra, şimdi, sürekli hesap vereceğiz.

Diğer taraftan, ülke, en kritik sürecine kapı aralıyor.

Demokratik Türkiye devrimi, sırat köprüsünden aşağı düşüp düşmemek ile karşı karşıya.

Milletvekili adayları bu köprüde olduklarının bilincinde olmalı.

bir önceki dönemde; bayrağın dikildiği burca tırmanacak kadar nefesi yeten, vekil ve bürokrat sayısı o kadar azdı ki!

Yozluk ve şuursuzluk o kadar fazlaydı ki!

Şimdi gece ve gündüz çalışmalısınız.

Niye oturuyorsunuz o kadar vakit var mı?

Bölgenizde her kapıyı çalmalı, yüz yüze gelerek onları dinlemelisiniz.

Her biriniz; cesaretiniz, kararlılığınız, çalışkanlığınız, dizinizi kırmanız, netliğiniz, hayalleriniz, alçak gönüllülüğünüz, dava bilinciniz, inancınız ile birer Recep Tayyip Erdoğan olmalısınız. Toplum bunu onayladı. Ama siz bu özelliklerini değil de onun, sadece diksiyonu ve mimiklerini örnek alırsanız yüzünüzden ışık kalkar.

Kendinizi suyun akışına bırakmamalısınız.

İhale peşinde koşmamalısınız. Haram yememelisiniz. Yalan söylememelisiniz. Kamu hakkını kamuya vermelisiniz. Sadece iyilik için lobi yapmalısınız. Kendini garantiye almak, siyaset geleceğini daha kariyerli hale getirmek gibi gizli bir ajandanız olmamalı. Mecliste, düşük profil ile toplumu mahcup etmeyin.

Erdemli ve iyi insan olmalısınız.

Devrimci ve düzen kurucu olmalısınız.

Çalışkan ve gözü kara olmalısınız.

Öncekilerin gördüğü toleransa bakıp yanılmayın.

Sizi affetmeyiz.

Sizi toplum affetmez.

Sizi dava affetmez.

Sizi demokratik Türkiye dönüşümünün ruhu affetmez.

Belki dün listeler açıklandığında yüreğiniz coşku ile doldu.

Bu insani bir durumdur, anlarız. Tebrik ederiz. Size ve millete hayırlı olsun.

Eğer, hemen ardından, yüreğinizi bir sancı sarıp uykunuz kaçmadıysa, siz, olanı hiç anlamamışsınız demektir.

Boşuna heveskâr olmayın!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s