II. Yeni’de mücadelenin dili

Memleket yangın yeri.

Bu ülkenin özüne, nefes almasını bile beklemeden saldırmaya devam ediyorlar.

Onlar hiç yorulmayacaklar.

Yalan, iftira, şirretlik, dezenformasyon, akıl almaz oyunlar ve manipülasyonları bitmek bilmeyecek.

Bakmayın, 7 Haziran seçim sonuçları üst aklı tatmin etmedi. Onlar seçim sonucuna sadece o akşam sevindiler. Potansiyeli aynı gün gördüler. Öz; kemik haliyle olduğu gibi duruyordu. Başı kesilmediği sürece, o kemik tekrar et tutmaya başlayabilir!

Başkaları düşmanı yok etmiş psikozuyla zafer çığlıkları atsa da onlar, bu öz ile çok geçmeden yüzleşeceklerinin pekâlâ farkındalar.

Ne yapmaları gerektiğini iyi biliyorlar..

Ne yapmamız gerektiğini iyi bilmeliyiz!

Onlarla mücadele bir taraftan aralıksız sürmeli. Diğer taraftan, amansız yoğun saldırılar, kendini toplamaya ve toparlanmaya mani olmamalı. Kabile savaşı psikolojisinden kurtulmalı. Özgürlük mücadelesinin özgün bir dili vardır, onu uygulamalı.

Karşı saldırılar boyunca; aklı, kalbi ve bedeni hırpalanan insanımız, kendine gelme sürecini en verimli haliyle değerlendirmeli. Saat gibi işleyen bir kontrol mekanizması ve ihmal edilmeyen özeleştiri düzeni kurulmalı.

Türkiye’nin demokratikleşme ve normalleşme serüveni, ikinci kezaksamasın diye bugünler altın değerinde. Her şey sıcağı sıcağına yapılır ya da kalır!

Kıyas kabul etmez kuvvette olanlara karşı durmanın tek yolu: Toplumdan kopmamak. Kendi hatalarımız, ihmalkârlığımız ve basiretsizliğimizle; onların toplumun bir kısmını ya da tamamını etkilemelerine açık kapı bırakmamalı. İlk başta olduğu gibi, toplumun tamamını kapsayan müspet bir atmosferi yeniden yakalamalı.

Ülkeyi, fiziki coğrafyası ve içindeki her şeyle birlikte yok etmeden bizden kurtulamayacaklarını anlamalılar!

Bu hedefe ulaşmanın temel bir yolu var:

İnsani değerlere sarılmak. Söylem ve eylem birliği içinde olmak. İnsani (ve İslami değerleri) önce kendi nefsinde yaşamak.

Yeterliliği ve liyakatiyle bu değerleri yaşayan kişileri, devletin ve toplumun, en azından kritik üst yönetim merkezlerine yerleştirmek. Kadro ve danışmanların tamamını bu ehliyetle oluşturmak.

Müminler, pratikte -birbirinden farklı ama mütemmim olan- iki dilin yaşama yön verdiğini bilir.

Bunun biri; insanın ve eşyanın dilidir. Diğeri melekûtun ve Rabbin dilidir.

Somutun ve zahirin dünyevi, soyut ve batının lahuti dili vardır.

Bilimsel disiplin dili ve Sünnetullah dili.

Güncel hayatta bile bu hüküm daima işler. Dolayısıyla bütün olayların iki dili ve iki yüzü vardır.

Mümin; Ve ma rameyte iz rameyte ve lekinnellehe rama”ayetinin işaret ettiği marifet dilini yakinen bilir. Bunda, tüm iyilikler Allah’ındır, tüm kötülükler kendi nefsimizin fiilidir.

Oku attığında sen atmadın biz attık!

Hiç kuşku yok ki, başımıza gelenler, kendi ellerimizle yaptığımızdan olur.

Sosyal, psikolojik, siyasi ve matematiksel ne kadar somut neden olursa olsun; bir mümin, her olaya önce melekûti perspektiften bakar.

Ben ne yaptım da böyle uyarıldım.

Hayat, bir imtihandır. Bu imtihan; yapısı gereği, kişinin yapıp ettiği dışında başka bir sonuç asla vermez.

Doğrusu, insan için kendi çalışmasından başkası yoktur.

Bunun tersi de ayet-i kerimedir:

Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin kazandığı sebebiyledir.

Bu ayette, bireysel bazda ifade edilen olgu, toplumsal bağlamda da değişmez.

Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.

Bu ayetin alt metninde bir ortalamaya dikkat çekilir.

Toplum, iyi ve kötü parantezi arasında bulunan bütün formların ortak adıdır. Bir topluluk içinde yer alan iyiler, doğrular ve masumlar; ortalamayı etkileyecek kadar etkin ya da yoğun değilse, başa gelecek musibetler herkese ortak isabet eder.

Tabiatın kanunu bu.

İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinden dolayı karada ve denizde fesat ortaya çıktı.

7 Haziran seçim sonuçları, biriktirdiklerimizin karşılığıdır. Ya hayra ya şerre vesile olan bir musibettir.

Müminler, olayların ikinci yüzünü dikkate alır, kendi ellerimizle kazandığımız sonuçlarla muhatap olduğumuzu düşünerek gerekli muhasebeyi nefsinde yapar.

Bu sonucun oluşmasının en başına haddi aşmayı koymalı.

Zira iktidardan uzak ve yokluk döneminde imtihan, ümit ve sabırdır. İktidar ve varlık döneminde imtihan, şükür ve haddi korumaktır.

Tasavvurda, söylemde, fiiliyatta, faaliyetlerde, yapılarda, kurumlarda, kuruluşlarda, hizmetlerde, kazançta, harcamada, ilişkilerde; haddi aştık.

Mağrur olma, kendini müstağni hissetme, seçilmişlik duygusu yaşama, büyüklenme, tepeden bakma, dışarıda kalanlara zavallı muamelesi yapma, bencillik ve ayrımcılık ile bağye ve ifrata düştük.

Özümüz zayıfladı. Sonra bahaneler ürettik: Sosyolojik kurallar işledi, psikolojik kurallar işledi, politik kuralları işledi, bilmem ne mekanizmaları harekete geçti ve sonuç bu oldu. O olmasaydı, bu olsaydı, böyle olmazdı(!)

Bir mümin, bu tür durumlarda önce kendi nefsine döner. Özellikle de önde olanlar; Ben ne günah işledim de başıma bunlar geldi diye muhasebe yapar. Herkesin bildiği somut ve zahiri nedenleri, şer odaklarının kumpaslarını, hilelerini vs. bilir, bir tarafa bırakır.

Dünyevi dilin esiri olmaz. Secde anının lahuti diliyle düşünür:

Seçim sonucu, kendi biriktirdiklerimizin toplam bedeliydi.

Bunu önce görmeli. Sonra yenilenmeli ve ayağa kalkmalı.

Tövbe, iki literatürde de aynı fonksiyon icra eder; yeni bir inşanın ana dinamiğidir.

Bireysel olarak, ihya olmanın; iktidar olarak, II. Yeni Türkiye dönemini inşa edebilmenin öz şartı budur.

Arınma çabası varsa, marifet dili bu çabaya şaşırtıcı ve sarsıcı bir katkı sağlar:

Bireyler ve topluluklar işledikleri günahın, yaptıkları kötülüğün daha azıyla karşılık alırlar. Ceza birebir değildir. Birebirin adı muhtemelen helaktir.

Rahman, rahmetiyle tecelli eder helak etmez, bilakis günahların bir kısmını örter.

(Günahlar nedeniyle musibetlerin hepsi isabet etmez, Allah) çoğunu da affeder.

Belki dönerler diye, işledikleri olumsuzluklardan (sadece )bir kısmını kendilerine tattırırız.

İki dil, iki matematik. İkisinde de formül şaşmaz.

Birinde, iki kere iki dört eder.

Diğerinde, yaptıklarıyla yüzleşir insan.

Kişi, günahın bir kısmı kadar yanar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s