İslamcılık ikiyüzlülerle konuşulmaz!

Zaman Gazetesinin iliştirilmiş iki yazarı, İslamcılık tartışmalarını, kışkırtıcı bir gedikten girerek, tekrar ısıtıp gündeme taşıdılar.

Bu durum, olay mahallinden ayrılmayıp, maktulün cenaze merasiminde gözyaşı döken katilin halini çağrıştırıyor.

Cenaze merasiminde üzüntüden perişan olmuş fotoğrafını görenler için katil, masumdur.

Ama aslında katil, sadece iz bırakıp bırakmadığından emin olmak için oradadır.

Katil, durumu kontrol altında tutmak ve biraz olsun ruhunu dindirmek için rolünü iyi oynamak zorundadır.

Tiyatroyu, çok gerçekçi sahnelemelidir.

Bakışlarını hiç kaçırmadan samimi durabilmelidir.

Merasim sırasında boynu bükük duruşu, en mütecessisi bile ikna edebilmelidir.

Sonunda katil yakalanır. Ama kimse, ön safta yer alan katilin gözyaşlarını hatırlayarak vay sahtekâr! demez.

Olay, öyle vahimdir ki, sahtekâr tanımı, bu durumu artık izah etmez.

Sahtekârlık; bir normallik üzerine bina edilen hilekârlıktır.

Katil olgusunda normallik yoktur.

Bir katilin, maktulün cenazesinde ağıt yakması; sahtekârlık değil. Artık o nesnel bir olgudur. Polisiye bir bulgudur.

Bir katile sahtekâr denmez.

Sahtekâr demek katile iltifattır.

Bir katile sahtekâr herif! deyin; size gülümseyecektir:

Üstelik suçunu hafiflettiğiniz için size minnettar olacaktır.

İslamcılık tartışmasını yeniden başlatan Yazarlar, ertesi gün gazete köşelerinde, radyolarda, TV’lerde ciddiye alındıklarını gördüklerinde mutluluktan uçtular.

Hayır, yanlış biliyorsunuz İslamcılık ölmedi diye cevap yazanlar, onlara, en büyük iltifatı yaptılar. Attıkları yeme bu şekilde uzananlar onları mesut ettiler. Batının Müslümanlara attığı son kazığı biraz daha derine gömdüler.

Onlar istedikleri şeyi aldılar.

Zaman Gazetesi yazarları; İslamcılık konusunu, kişilikleri, müktesebatları, geçmişleri ve eserleri üzerinden kritik edenlerin, topa girenlerin ve kendilerine çemkirenlerin -değil gönül koymak- ellerini bile öpebilirler.

Taze kan aldılar.

Onlar “tez”in sahibiler. Arkadan gelenler anti-tez oldular.

Havuzu onlar inşa ettiler, suyu bizimkiler dolduruyor.

Ne olduysa bizim mahalle” son 6 aydır sadece başkasının minderinde oyuna giriyor!

İslamcılık bugün Batı’nın en çok işlem gören borsasıdır. Elindekini kaybetmemenin tek yolu borsa tahtasında yer almamaktır.

İslamcılık simsarlarına verilecek en iyi karşılık, onları hiç görmemektir. Yok saymaktır.

Onları, köşelerinin ve programlarının dışına çıkarmayın.

Onları, kendi mecralarında iddiaları ile baş başa bırakın.

Minderlerinde, kendi oyunuyla kendilerini yensinler.

Onlara cevap vererek suçlarını hafifletmeyin.

Muhatap alarak seviyelerine inmeyin.

Seslerine yönelerek meşruiyet kazandırmayın.

Durum; İslamcılık tezlerini, yanlış-doğru, eksik-fazla şeklinde izah etmenin çok ötesinde artık.

Ortada bir normallik yok. Ki isabetlilik, safsata ve çelişkiler bu normallik referansı baz alınarak konuşulsun.

İslamcılık İslamcılarla konuşulur.

İslamcılık anti-İslamcılarla da konuşulur.

İslamcılık ikiyüzlülerle konuşulmaz.

Ferasetli ve dirayetli olun.

Her janjanlı nesneye koşan çocuklar gibi bu hiper aktifliğin sebebi nedir?

Neden başkası koşmaya başladıktan sonra koşuyorsunuz?

Tuzağın üzerinde yol alınmaz.

Başkasının değil sadece kendi özgün gündeminizi konuşun.

Yerinizde durun!

Bekleyin, çok geçmez, dayanamayacak, gelecek kapıyı dövecekler.

Kapı aralığından bakacaklar.

Unutarak ellerinde tuttukları suç aleti, üzerine düşen ışığın altında parıldayacak.

Herkes kendi tarafında baki kalacak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s