Fırat, Fıtrat, ABD ve Devlet

Devleti İzleyin-IV

Bir devletin hiç şehit düştüğünü gördünüz mü?

I. Dünya Savaşı’nda bir ilk yaşanacaktı.

Bir medeniyet/bir devlet “şehit” olacaktı.

Enver paşa, “yenilgiden sonra yaşamak haram” diye haykıran bir iradeydi.

Şehadete yürüme “zamanı” gelmişti!

Organik ve milli bir tepkiydi ama hamasetti!

Murat bu değildi, Devlet akl-ı selim demekti.

İmparatorluk hastaydı.

Suyun tersine yüzülmeyecekti.

Devletin stratejisi netti, uygulandı:

“Yaratıcı tepkisizlik”

“Koma hali”

Bu rol iyi oynandığında “devlet” nefes alacak, yeni bir başlangıç yapılacaktı.

Düveli muazzama, bitkisel hayat fotoğrafı çekti ve şöyle etiketledi:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti”

Nihayet teskin oldular.

Ama bu senaryonun müellifi “Ed- Devlet’ti.”

İç kale teslim edilmedi.

Yeniden var olmanın tek koşulu “mahremiyetti.”

Oraya hiç na-mahrem ayak basamadı.

Hâkimiyet bir göreceliktir.

Öz, “gür olunca” egemenlik avdet eder.

Hakikat için son matruşkaya bakmalı:

Batı, insanlığın merkez-kaçı.

İnsanın ve uygarlığın rahmi, özü, çekirdeği, bu bereketli topraklar.

“Şeytani” ve ‘çapul’ ruhlular; “insanlık” ve ‘medeni yaşama’  ayak uyduramadı, savaş açtılar.  Talan için Kuzeyden Batı’ya sökün ettiler.

XVI. yüzyılda Amerika ve Avustralya yerlilerinin soyunu kurutan da aynı “sürü”.

Şu bir gerçek ki, Amerika’nın batısında başka bir kıta daha olsaydı, orada da taş üstünde taş bırakmazlardı.

O barbar ruh, daha Batı’ya gidemediği için tekrar üzerimize geliyor.

Bu kanlı kısır döngü bitmez!

Baltalarla, atlarla, gemilerle, tanklarla, insansız araçlarla, post modern icatlarıyla saldıracaklar.

Ne “talanı” bırakacaklar ne de bizimle yaşayacaklar.

Her fırsatta öldürmeye devam edecekler.

Bunun içgüdüsel bir nedeni var:

“Yabaniler”

“Barbarlar”

Onlara, ‘yerimizde dururken bile’ ızdırap veriyoruz

Günahlarını hatırlatıyoruz.

Vahşiliklerini, şeytanlıklarını, şenaatlerini, soykırımlarını, köle ticaretlerini, atom/misket/fosfor/varil bombalarını..

Bu alt konumlanmaya dayanamıyorlar.

Liberalizm, demokrasi, çağdaş uygarlık, büyük Ortadoğu projesi, ılımlı İslam, dinler arası diyalog dediklerinde, ne demek istediklerini çok iyi bildiğimiz için bize düşmanlar.

Kendi “normalliklerinin”(!) devam etmesinin tek çaresi var:

“Normal maskesini” düşüren tüm unsurları yok etmek.

Ortadoğu’yu boşaltmak, Pasifik ile Atlantik arasında bir “free zone” haline getirmek.

“Yerli” ve “milli” ifadelerini; Misak-ı Milli zannediyorlar.

Yerlilik ve millilik sadece bu toplumu anlatmıyor.

Her iki olgu, insanlığın kök ülküsü.

Yerlilik; insanlığın rahmine, kalpgâhına, asıl yaşam merkezine, ilk ülkesine, cennetine..

Millilik; birliğe, ahenge, harmoniye, kardeşliğe, hukuka, adalete..

İnsanlığın fıtratına telmihtir.

Onlar işte bu fıtratı/Fırat’ı bombalıyorlar.

Fırat, “fıtrattır”

Fırat’ın Akad’ca dilindeki fonetiği “fıtrat”a işaret eder.

Cerablus operasyonuna “Fırat Kalkanı” denilmesi tesadüf değil.

Topyekûn saldırıdaki “çevreleme” tuzağını gören ve anlayan bir bilinç var.

Ed-Devlet oyunu, ferasetle, şecaatle ve derinden oynuyor.

Medeniyet savaşını asla kaybetmeyeceğini biliyor. Mahir olduğu alanlarda çekinmeden hamle yapıyor.

Zahirdeyse; jeopolitik bir iddiası olmadığı algısıyla yol alıyor/alacak. Yüzyıl önce olduğu gibi stratejik bir formülle bir kez daha “gaipte” kalacak.

Doğru zamana kadar.

Bir yanda Ed-Devlet; Batı’yla mücadele edecek, hamlelerini boşa çıkaracak, diğer yanda hükümetler; NATO üslerini açık tutacak, Batı bloku tercihi sürecek ve AB’ye girme niyetini dinamik tutacak!

George Friedman’ın da dediği gibi, ABD’nin politik oyunu hoyrat.

İngiliz’in kurnazlık üzerine kurulu siyaset tarzını asla öğrenemeyecek olan ABD böylece, Ed-Devlet’e doğal koşuyolu açıyor.

Köksüz devlet geleneğiyle Pentagon, tılsımını kaba güce borçlu.

Onlar, Anadolu’ya diz çöktürmek için terörü kontrol altında tuttuklarını sanıyorlar.

Ancak:

FETÖ bir yem. PKK bir yem.

Her iki yapı da ters enstrüman.

Batının oyunları; ancak FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi örgütlerle tam deşifre !

Batı istihbarat servisleri, keklik tuzağı gibi bu kirli yapıların içine sokuldular.

Truva atından çıktıkları an avlandılar.

Avlanacaklar!

Nasıl?

O “milat gecesi”nde…

Devlet,  o gece, 15 Temmuz işgal girişiminde fiilen rol alan CIA personeline odaklandı.

İstihbaratın dikkatinden kaçırılmış kozmik üslerden dışarı adım attıkları andan itibaren takibe alındılar.

O gece, her birine suçüstü yapıldı.

Öyle görünüyor ki ABD bunu soramıyor bile!

Üst düzey Amerikalı yetkililer, “kayıp ajanlar”dan bir iz bulmak için peş peşe Türkiye’ye geldiler.

Ekranlara; her birinin, biraz mahcup-biraz şüpheli, yarı ezik-yarı tehditkâr yüz ifadeleri yansıdı.

Sinergoloji, bu tür beden dilinin bir suçluluk psikolojisine işaret ettiğini söyler.

Düne kadar müttefikini, FETÖ ve PYD’ye feda eden, “Türk devletini” çökertmeye çalışan ABD; nasıl oldu da birdenbire Türkiye’nin, bir NATO ülkesi ve model olduğunu, bölge sorunlarının Ankara’sız çözülemeyeceğini hatırladı!

Kim bilir ABD, darbe gecesi nasıl bir “günah” işledi?!

Gözümün önünden hiç gitmez; ergen bir aslan ilk avında bufaloyu öyle bir yerinden yakaladı ki deviremedi ama bufalo da kendini kurtaramadı.

Cerablus, Menbiç, IŞİD, YPG, başkanlık, Yeni Türkiye..

Biraz buradan,

Biraz böyle yürüyeceğiz.

Devlette taktik bitmez.

İzleyin!

Not: Bu yazıda yorum-yargı yöntemi uygulanmıştır.

“Devleti İzleyin-I”

Devleti İzleyin-II

Devleti İzleyin-III   

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s