İmralı Görüşmelerinden Ne(ler) çıkar?

115 farklı işleviyle İsviçre çakısı Guinness rekorlar kitabına girmeyi başarmıştı, benim gibi çakı severlerin dikkatinden kaçtığını sanmıyorum.

2013 yılı Ocak ayının ilk haftasında tekrar başlatılan Kürt sorunu çözüm süreci de daha bir haftasını doldurmadan İsviçre çakısı gibi “işlevsellik” konusunda iddialı olduğunu gösterdi.

“İmralı’yla görüşme” olarak ünlenen süreç görünen o ki aslında çok kapsamlı bir paket..

Her zaman ısrarla altını çizdiğimiz gibi Kürt sorunu Devlet tarafından üretildi.

Devlet tarafından çözülecektir sadece.

Başka bir iradenin araya girmesi ya da rol çalması iyimser tabirle işgüzarlıktır.

Bunu devletin niyetine girdiğinde “nelere kadir” olduğunu izlediğimizde daha iyi test edebiliyoruz.

Devletin çözüm süreci “sonuç alıcı olma” ihtimalini gösterdiğinde neler olur?

Cevabını merak ettiğimiz soru bu.

Bu, dizayn edeni Lozan olan Türk devletinin İngilizlerin kontrolünden çıktığını tesciller.

İngiliz ya da yerli Key Man’lerin (kilit adamlar) ardından su döküldüğünü hissettirir.

Kürt kartını asla kaybetmek istemeyen Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail karşısında yeni mevziler kazanıldığı anlamına gelir.

Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa “alan daralması” ABD aleyhine yaşanacaktır.

Bu yeni devletin, beklenmedik yerde filiz veren bir çekirdek gibi kendi ayakları üzerine yükselmek istediğinin işareti olur. Bunun tek faal etkeni halktır.

Dünya düzeni yeni aktörleri kabul edecek bir düzene gebe.

Yakın sürece bir de çağdaş filozof Slovaj Zizek’in meşhur ettiği “yamuk bakma” yöntemiyle bakmayı denediğimizde yeni jeopolitikte Türkiye üzerindeki Amerikan vesayetinin varlık olarak “irtifa kaybettiğini” iddia edebiliriz.

Bu topraklarda Amerika Birleşik Devletleri’ne “bütün izlerinle defol!” diyecek irade her zaman var tabiî ki.

Komplo teorilerinin ve tarafgirliklerin gözleri kör etmediği insanlar için sosyal ve siyasal platformda bu anlamda nice işaretler var.

İmralı çözüm süreci eğer hükümet değil bizzat devlet kararı ise bu ortada bir “devlet” olduğu anlamına gelir.

Çünkü çözümsüzlük bizzat “devlet içinden” sabote ediliyor.

Bu “yasama” ve “yürütmeye” yansıyan halk iradesi ve demokratik iradenin “yargıyı” da pozitif vesayet şemsiyesi altına aldığı anlamına gelir.

Yasama ve yargı Kürt sorunu çözüm sürecini baltalayamıyorsa “bir başka Türkiye” oluştu denebilir.

İmralı süreci, Türkiye müesses nizamının dün iflas eden, bugün çok parçalı devlet sisteminin bir sınavıdır.

Yine çözüm süreci sabote edilemiyorsa; bu Ergenekon’un, istihbarat örgütlerinin ve “Hizmet” maskesini kullanan İsviçre Çakısı kabiliyetli oluşumların teslim bayrağı çektikleri ya da devlet ile anlaştıkları anlamına gelir.

Bu; Kemalizm’i yenen, Ergenekon’da tökezleyen, iç yüzünü bilmediğimiz “Camia operasyonları” iddiaları çerçevesinde mide krampları çeken Erdoğan hükümetinin Hakan Fidan krizi sonrası sessiz sedasız araziyi kendi lehine temizlediğinin işaretidir.

Zaman, perdesi açılan bir sahne gibi her şeyi stop lambalarının altına taşıyacaktır.

İmralı’yla görüşme süreci başka birçok işlevi daha kamuoyunun gözlerinin önüne serecektir.

İlk olarak Türkiye’nin finans kapital gruplarının geri kalanları hızla devletin eteği altına girmeye çalışacaktır.

İrili ufaklı cemaatler, tarikatlar ve geleneksel hareketler yeni devletin biat mekanizmasında sıra bekleyecektir.

Liberal solcular, beyaz Türkler, Kemalist sol kültür-sanatçılar, batıcı akademisyenler pozisyon kapma yarışında birbirlerini ezeceklerdir.

Bugüne kadar CHP’ yi devlet olarak gördükleri için oy veren nice kitleler, sahil şeridi ve özellikle Balkan göçmenleri yeni devletin partisine dahil olacaktır.

Hızını alamayarak kraldan çok kralcı olan PKK dışındaki sol Kürtçü hareketler, yurtdışı tatlısu Kürt devrimcileri ve oluşumları, İslamcılık heveslisi Kürt inisiyatifleri, Kürt sorununu atlama taşı yapan bölgenin menfaat esaslı organizmaları, bıçkın “Kürdistanlı” STK’lar, odalar ve barolar ofsaytta kalacaklardır.

Aynı şekilde Türkçülük esaslı partiler, STK’lar, odalar, barolar, külhanbeyi edayla sözüm ona Türklük hamisi bireyler ve yapılar, ulusalcılar ve “bu tarafta” Kürtlük üzerinden Türkçülük yapan menfaat esaslı odaklarının tamamı açığa çıkacaklardır.

Esas ironi, iki taraftan, bizatihi tarafı olmadığı halde ağızlarından tükürük zerreciklerini saçarak konuşan, fayda vermeyeceğini hatta ayrımcılığı körükleyeceğini bilmesine rağmen hiç yoktan meseleleri köpürten şarlatanlar üzerinden yaşanacaktır.

Çözüm süreci olumlu giderse sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel daha nice reformların ve dönüşümlerin patır patır, peşe peşe geleceğini söylemek feraset sayılmaz.

İmralı görüşmeleri olumlu olursa bu Çözüm Süreci İsviçre çakısının 115 fonksiyonlu rekorunu egale edebilir.

omeraltass@gmail.com

twitter.com/altasyalvac

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s