Sert Belagat, İrlandalı Medya

Başbakan Erdoğan; Yeni İmralı Süreci’nde çok sert konuşuyor, bu doğru. Ahmet Türk ve BDP’liler de meydanlarda sert konuşuyorlar, bu da doğru.

Aslında Devlet de ve BDP de mecralarında sert konuşsunlar. Belki bu siyaseten bir gereklilik.

Neden?

Tayyip Erdoğan çizgisi aslında sosyal ve siyasal birçok engele rağmen devam ediyor.

Ergenekon, uluslar arası ilişki zorlukları, kronik Kemalist sivil ve bürokratik mekanizmalar ve Batıcı laik medya bunlardan bazıları.

Bunun yanında, Türkiye toplum yapısı ton farkıyla blok halinde milliyetçi bir yapıya sahip.

Ya Türkçüdür, ya Türk’tür (Laz, Çerkez, Gürcü, Boşnak), ya Türkiyelidir (İslamcı, solcu ve Kürtler), ya devletçidir (tarikatlar), ya milletçidir (Nurcular), ya Osmanlıcıdır ya da tek başına “aman fitne çıkmasıncı”dır.

Bunların tamamının çıkış kapısı “tek milletliğin” bilinçaltıdır.

Türkiye’de bilinen anlamıyla “milliyetçilik” bu toplumu izah etmeye yetmiyor.

Tek bir kelime üzerinden bu toplum çözümlenemez. Hele batılı sosyolojinin bir kavramıyla hiç. Bu toprakların sadece kendine has kendi sosyolojisi var. Bu fark edilmeli. Yeni aydınlar bunu aşacaklar.

Kürt sorunu millet ve milliyet kavramını dejenere etti.

Kürt sorunu meseleleri ‘adamakıllı’ konuşmamızı da engelliyor.

Türkiye halklarının milliyetçiliğinin eglabiyesinin alt metni Birlik ve İslamlık.

Akaliyeti paganlık ve değersizlik.

İsmail Beşikçi Kürtçülüğü ve Batılı ulusçuluk kavramı bu ülkeyi yanlış veriler ve ön kabuller üzerinden değerlendirmeye neden olmuştur.

Kürtçüler bu ülkeye saçma sapan bir “siz Türksünüz” ideolojisini dayatıp duruyorlar.

“Hayır değiliz” denilemeyecek bir sosyal içeriğe sahip Türk kavramı karşısında suskunluğu görünce de tepelerine “ha işte ırkçı bunlar!” yaftasını bırakıyorlar.

Görüldüğü gibi kral çıplak.

Ancak ortada çözülmesi gereken bir sorun, kaldırılması gereken bir cenaze var.

R. Tayyip Erdoğan’lı uygulamalar, bu bıçak sırtı sosyolojiyi ve sırat köprüsü siyasalını zemin olarak kullanıyor.

Kürt meselesi haklar meselesi olmaktan çıkarıldıktan sonra atılacak her adım Tayyip Erdoğan’ın politik geleceği için bir risk ve belli ki o riski almayı göze alıyor.

Tayyip Erdoğan İmralı sürecinden önce milliyetçi oyları almak için dilini değiştirdi ve açılımı durdurdu diyorduk.

Yeni İmralı süreciyle bu eleştiri boşa çıktı ve unutuldu.

Erdoğan bürokrasi içinde çok güçlü bir şekilde varlığını koruyan Eski Türkiye bloğuna rağmen bunları yapıyor.

Yine görüyoruz ki, Ak Parti gibi Türk tipi sağcı merkez parti zihniyetine sahip partisinin iç direnişine rağmen bunu yapıyor.

Bu dönüşüm öyle anlaşılıyor ki bir devlet projesi.

Dışarıdan gözlemlediğimiz kadarıyla bu proje devlet içinde devrimci bir yapının özverili çabalarıyla bir yere geliyor.

Tayyip Erdoğan’ın sert bir üslup kullanması sistem içi düzenleyici bir özelliğe sahip aslında.

Erdoğan’ın kollaması gerekenlere empati yapıldığında “siyasi maslahat” ve “çözüm sürecinin sorunsuz yürümesi” açısından bu kez sert üslup fayda getirir.

“Çözüm masasında gereken her şey yapılıyorsa” ekranlarda ve toplum önünde sert konuşulabilir. Kamuoyuna “Sakin olun devlet herkesten daha hassas” mantığı yayılır böylece. Değil mi ki siyaset satranç gibi bir oyundur. İyi oynanması gerekir.

Aynı şekilde Ahmet Türk’ün vb. sert konuşmasına da karşı çıkılmaması gerekir. Devlet ve hükümetten bu süreci yürüten kadrolar bilmeli ki Ahmet Türk’ün o konuşması aslında yararlı.

BDP’nin anlam verilemeyen davranışlarının tamamının altında yatan gerçek bölgedeki tansiyondur.

Silahlı hareketin tüm mekanizmaları teslim alan vesayet baskısıdır.

Devletin var ettiği Kürt sorunu tarlada çiçek yetiştirmedi bugüne kadar. Olağan üstü ayrımcı bir atmosfer, fazlasıyla ekstremist ve ırk temelli talepleri olan bir gençlik oluşumu da var.

Bloklaşma daima en sert dillileri öne çıkarır.

Siyasal mücadelelerde her zaman “şahinlerin” üslubu belirleyici olur.

PKK tabanının duyarlılıkları çözüm sürecini hazmedebilmesi için BDP’nin “şahinliğine” ihtiyaç var.

BDP’liler ikili oynamıyorlarsa, masada ellerinden gelen her şeyi yapıyorlarsa, bazen ekranlarda çoğunlukla da meydanlarda sert konuşsunlar. Bu “siyasi maslahat” ve “çözüm sürecinin sorunsuz yürümesi” açısından fayda sağlar.

Bu; barış masasını teslimiyet masası olarak tarif eden Kürtçü propagandaların boşa düşürülmesini sağlar.

Bu; kızgınlıkla süreçten koparak bağımsızlığını ilan eden yeni serseri silahlı grupların oluşmasına engel olur.

Bu meseleler meclis çatısı altında oturan duyarsız ve bilinçsiz kimi milletvekillerinin muvazenesiz değerlendirmelerine bırakılamaz.

Sorun ne Başbakan’ın sert konuşmasıdır ne de Ahmet Türk’ün Başbakan’a çıkışıyormuş gibi yapmasıdır.

Ortada bu anlamda aşılamayan sorun medyadır.

Laik, Kemalist, Batıcı dili tekrarlayan televizyon kanalları ve gazetelerin bu durumu barış süreci önündeki en önemli handikaptır. İçimizdeki İrlandalılar onlar.

Eski Türkiye bütün unsurlarıyla medyada yaşıyor.

Yeni Türkiye’yi anlayan bir medya olsaydı hangi haberi nasıl vereceğini pekiyi bilirdi.

Kuşku yok ki, İmralı çözüm süreci de şimdikinden daha olumlu bir noktaya ulaşırdı.

omeraltass@gmail.com

twitter.com/altasyalvac

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s