Reyhanlı ve futbol: Peliküle yansıyan kirli yüzler

11 Mayıs 2013 tarihinde, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bomba yüklü iki aracın patlatılması sonucu ilçe meydanı dünya savaşları görüntülerini andırıyordu.

Öyle ki bu vahşet, 50 kişinin hayatına ve onlarca insanın ağır yaralanmasına yol açtı.

12 Mayıs 2013 tarihinde, Fenerbahçe Galatasaray derbisinden sonra İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesindeki evine gitmekte olan Burak Yıldırım, o saçma konumlu ve korunaksız Edirnekapı metrobüs durağında kalbinden bıçaklandı.

16 yaşındaki kızlarının ardından 19 yaşındaki oğullarını da kaybeden aileyi tanımlamak için kullanacağım hiçbir kelime bu yükün altına girmek istemiyor.

Her iki olay kendi alanından (siyaset- futbol) çıkarak toplumun her alanının gündemine girdi.

Her iki olay, bir bilinç yarılmasına yol açtı.

Her şeyin göründüğü gibi olmadığını, gerçek içeriği bir sinema perdesi üzerine yansıtan bir yarılma.

Unutmayalım ki biz futbolda ne isek politikada oyuz.

Biz sanatta ne isek felsefede oyuz.

Ticarette nasıl davranıyorsak aile içinde aynıyız.

Biz, aslında, her yerde, trafikte kendini kaybeden aynı kişiyiz.

Bizler “serbest zamanlarda” canavar karakterli, çapraz ilişkilerde taşralı; “tanımlı zamanlarda” kibar, göz önünde İstanbul beyefendisiyiz.

Sadece iyi rol yapıyoruz.

Bizim kadar çocuğunun önünde, ekran karşısında, kamuoyunda ve ışıklı salonlarda kendini kamufle eden başka varlık var mı?

İmkânı olanlar daha iyi ve daha uzun süreli kendilerini saklıyor.

En alttakiler yine, her zaman olduğu gibi aynı alt bilincin deşifre merkezi oluyor.

Bilinmeli ki, Futbol Federasyonu iradesi ile Burak Yıldırım’ı öldüren irade aynı paraleldedir.

Burak Yıldırım’ı kalbinden bıçaklayan ruh ne ise Kulüp yöneticileri de aynı ruhun bir başka versiyonunu taşıyor.

Tribünden kara Afrika’nın Fildişi Sahilili oyuncusu Drogba’ya, elindeki muzu sallayarak aşağılık maymunluk imasıyla lümpen ırkçılığını yapanların bu davranışı; üst düzey kulüp kulislerindeki kravatlı yöneticilerin lümpenliğinden devşiriliyor.

Fenerbahçeli Raul Meireles’in elini şortunun içine sokarak Galatasaraylı Sabri’ye hayâ yerlerini işaret etmesi, bizde alkışlanan hatta ödüllendirilen ve şu an sağda solda dj’lik yaptırılan geleneksel Pascal Nouma kültürü değil mi?

19 yaşındaki bir genci öldüren, gecekonduda oturan metrobüs ve minibüs kullanan katilin sosyo-psikolojisinin benzeri Spor Toto Süper Lig’in ilk üç takımının villada oturan lüks abralara binen oyuncularında da var. Dışavurum biçimleri farklı.

Her sosyal olay kendini var eden ortamın bir zübdesidir.

Her sosyo- psikolojik sonuç, ilgili dünyanın bilinçaltına süpürülen verilerinin refleksif dışa vurumudur.

Farkında mısınız, her geçen gün daha fazla sıfır anlamlı olayların yaşandığı Amerikan toplumuna benzemeye başladık!

Aynı şekilde, bu ülkede alçak tavanlı gecekondu kapısından başını eğerek geçen ve dizini kırarak yoksullarla oturan siyasetçi profili sadece bir istisnadır.

Reyhanlı’da, hastalara yardımcı olan misafir Suriyeli vatandaşa saldıran gözü dönmüşlük ne ise o bölgenin siyasetçileri de benzer izler taşıyor aslında.

Reyhanlı ve Hatay’da; hiçbir şekilde kendilerinden kaynaklanmayan nedenlerle, halkının başına bombalar yağdıran bir diktatörün varlığıyla, sıcak yuvalarını terk ederek sefalet içinde çadırlarda sürünen bebekli ailelere kastedenlerin ruhu o ortamın politik arenasından besleniyor.

O bölgede, devleti temsil edenlerin, belgeselciliğim nedeniyle bizzat tanıklık ettiğim gizli açık ihmalleri, ikiyüzlü tavırları, Ankara siyasetini ötelemeleri olmazsa o bombalar patlayamazdı emin olunuz!

O bölgede devletine ihanet eden yöneticiler var, psikolojiler var, oluşumlar var, yapılar var.

Hatta bu anlamda en büyük engel, Yeni Türkiye kurucu iradesi etrafında ve aynı paralelde öbeklenenlerden kaynaklanıyor.

Siz oradakiler, sizin Allahtan korkunuz yok mu?

O bölgedeki incelemelerimde öyle duygular yaşadım ki, Reyhanlı katliamında, Platoon (1986) filminin afişindeki askerin fotoğrafı gibi nice acılı görüntüler bazılarınızı mutlu bile etmiş olabilir!

Siz ya tamamen muhalefete geçin olmadı görevinizden istifa edin ya da oradaki normal yapmanız gereken vazifelerinizi ifa ediyormuş gibi yapmayın.

Ülkenin bugünkü jeopolitiğinde ve gelecekteki güç dengelerinde hayati derecede önemli olan Suriye politikasının tavsamasına siz ve sizin gibi olan mebzul miktardaki Ankaralı siyasetçi neden olmaktadır.

Gözlemlediğim kadarıyla, yeni devlet eski devletin reflekslerini veren yönetici ve yapıların esiri olmuş durumda.

İzlediğim kadarıyla, yeni devlet, Yeni Türkiye’yi hiç anlamayan ve içselleştiremeyen memurlarının ve “mesaim bitticilerin” politik terörünün maliyetinin henüz farkında değil.

Yeni devlet, müsamere tadında yapılan romantik, duygusal açıklamalarla bütün bir ülkeye nizamat verebileceğini sanan kifayetsiz yaklaşımlarla kendini gösteriyor.

Yeni Türkiye bütün oluşumunu ve elitini Yeni Türkiye’yi anlayanlarla yeniden yapılandırmadığı takdirde geriye dönüş içten bile değil!

Ay daima parlar ama ay tutulması da yaşanır, insanın aklı var ama akıl tutulması da yaşar.

Toplumun ve rejimin birçok kurumunda yöneticiler akıl tutulmalarının müsebbipleri.

Sistemin ve toplumun elitleri “yukarıda” bir süre kalınca başka bir şeye, “kurt adama” dönüşüyorlar.

Korunaklı ortamlarda, serbest zamanlarda açığa çıkan kişilikleri toplumun ve devletin ifsadının temel kaynağı oluyor.

omeraltass@gmail.com

twitter.com/altasyalvac

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s