Harami soylular!

Batı iradesi neye benzer?

Malikânesinde havuz kenarında şezlongda oturan bir mafya babasının iradesi bu soruya iyi bir cevap olabilir.

Her türlü kirli işlerin içinde yer alan nice mafya babası kendi ailesini tüm olanlardan uzak tutma eğilimi taşır.

Üstüne üstlük onlara modern ve seçkin bir hayat yaşatır.

İç düzeni demokratik ilişkilerin sağladığı eğitimli aile bireylerinin başında iyi giyimli, son derece kibar bir beyefendinin “haramiliğini” kendine sakladığı iradesi ironik biçimde Batı iradesini andırır.

Batı; 1500’ lü Merkantilist dönemden itibaren Ortadoğu, Asya, Avustralya, Afrika ve Amerika kıtasını fiilen sömürerek edindiği zenginliklerle kendine bir uygarlık inşa etti.

“Haramiliğin” kazandırdığı temerküzün ardından gelen inşa.

Burjuva-finans medeniyeti.

15. yüzyılın sonlarından itibaren İber yarımadasının Faslılardan alınması, Portekizlerin Asya’ya sızması, İspanyolların Amerika kıtasını istila etmesinden 20. yüzyılın başlarına kadar Avrupa’nın talan etmediği bir karış toprak kalmadı.

Sonunda Batılılar haramilik yöntemleriyle And medeniyetini haritadan sildiler.

Mezo-Amerika medeniyetini yok ettiler.

Avustralya medeniyetinin soyunu kırdılar.

Hint medeniyetini teslim aldılar.

İslam medeniyetini çökerttiler.

Çin medeniyetinin kalbine indiler.

Kültürel Rönesans, aydınlanma felsefesi, sosyal pluralizm, ticaretin gelişmesi, teknolojik başarılar, demokrasi ve “Batı içi saadet” gibi değerler bu haramiliği unutturdu.

Modern yaşam biçimi, Batı’nın “hırsız karakterini” profesyonelce gizledi.

Sanki hiç olmamış gibi.

Başarı, Batı’nın “talan psikolojisinin” üzerini bir şal gibi örttü.

Teknolojik dönüşüm, Batı’nın alnındaki kara leke olan “köle ticaretini” bir masala dönüştürdü.

“Evvel zaman içinde kalbur saman içinde.”

Büyük değer üretimi, katliamları ve soykırımları Batı’dan uzak bir vadiye taşıdı.

“Yapmışlar o zaman!”

Son gelişmeler bir kez daha gösteriyor ki mafya babası mafya babasıdır ve ruhunu öyle teslim edecektir.

Aile içindeki modernlik ve soyluluk mafya babasının habis bilincini hiç değiştirmeyecek.

Zaten o bir kurguydu. Zenginliğin dayattığı senaryo.

Aynı şekilde izleniyor ki, “hırsızlık” Batı medeniyetinin bilincini hiç terk etmiyor ve etmeyecek.

Bu noktada bir soya çekimden, gen transferinden bahsetmek mümkün görünüyor.

Haramilik sadece “keyfiyet” değişimine uğruyor.

Dünün altın-gümüş çalan, toprakları gasp eden, insan ticareti yapan, jenosit uygulayan haramileri bugünün “değer çalan” haramilerine dönüşmüş durumda.

Artık Demokrasi çalıyorlar.

Sadece kendileri için tasarladıkları demokrasiyi sonra elleriyle bir puta, ayinlik figüre çevirip gelişmemiş ülkelere, üçüncü dünyalılara, Şarklılara, Asyalılara, Afrikalılara satan ve bu alıverişin pahasını fazlasıyla alanlar; bu kez sattıklarını müşterilerin ellerinden harami yöntemleriyle haksızca tekrar alarak ücretinin de hesaba yatmasını istiyorlar.

Huy, DNA dizilimi değişmiyor.

Batı karakteri belli koşullar oluştuğunda anında haramiliği nükseden bir mizaci tipoloji sergiliyor.

Batı bilinci hırsızlığı içselleştirebilen bir ana kültüre sahip.

Öyleyse Batı’nın daima güçlü kalmasını sağlamak gerekir(!)

Dünyanın paryaları bunu mutlaka başarmalılar!

Onlar ancak zengin kaldıkları sürece kendi içlerinde demokratik olmaya devam edecekler.

Onlar göz alıcı hayat yaşadıkları sürece değerlerini dış dünyalara önermeye devam edecekler.

Aksi takdirde, zayıflamaya başladıklarını hissettikleri andan itibaren, ruhlarına yuvalanmış haramilik daha güçlü bir şekilde harekete geçecektir.

Bugünlerde Batı’nın ikiyüzlülüğü olarak adlandırılan her mesele aslında onun asıl karakteri.

İşte Mısır’da olan budur.

Batılılar, 3 Temmuz 2013’de Mısır halkının demokrasisini çaldılar.

Herkesin gözü önünde.

Yüzleri kızarmadan.

Ellerinden demokrasiyi alıp askeri darbeyi verdiler.

Size diktatörlük yeter dediler.

Oligarşizm yeter.

Köle ruhlu Mısır’a bu bile fazla diyerek.

Çünkü Mısırlılar, haramilerin iradesine ve talanına dur diyecek bir iç dinamizmi harekete geçirmişlerdi.

Bağımsız ve özgür olma eğilimi gösteriyorlardı.

Oysaki Demokrasiyi iyi bir paha karşılığı kendileri onlara satmışlardı.

Şimdi daha büyük bir alışveriş için 12 milyon dolar yatırıyorlar Mısır’ın borsasına.

Onlar hep borsacıydı. Yine borsacılık yapıyorlar.

İşte Türkiye’de de yapmak istedikleri buydu.

Gezi Parkı limanına sığınarak ateş açtıkları.

Batılılar, Türkiye halkının demokrasisini çalmak istediler.

Herkesin gözü önünde.

Hiç hacalet duymadan.

Onlar Yeni Mısır’ı çaldılar.

Yeni Türkiye’yi çalamadılar.

Haramiler Yeni Libya’yı “araklayacaklar.”

Yeni Tunus’u Gannuşi’nin elinden kapacaklar.

Suudi Arabistan Yeni Suud olmasın diye.

Yeni Ortadoğu, demokratik Şark tekâmül etmesin diye.

Ve asla “Yeni” İslam olmasın diye!

omeraltass@gmail.com

twitter.com/altasyalvac

http://www.facebook.com/Ömer Altaş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s