Kendine ait, Bahçeli, Müstakil Devlet

Devleti İzleyin – VI

Baba, televizyonda başkanlık meselesinin hararetle tartışıldığı programın sonuna doğru, yarı uyur yarı uyanık, keslan bir haldeyken oğlu Ali’yi görür…

Nazardan korktuğu için çevresinden sakındığı Ali, bir dahi ve 12 yaşında.

Öyle ki babası, konu ne olursa olsun Ali’ye danışıp fikrini almadan asla hareket etmez.

“Oğlum, bu başkanlık meselesi kafama tam yatmıyor!”

Ali, daima fikirlerini tek bir cümleyle anlatır gibi peş peşe, virgülsüz konuşurdu:

Farkındayım baba.

Zaten pek de saklayamıyorsun.

Bence sen yürürlükteki yönetim sisteminin ne olduğunu, neye hizmet ettiğini ve sivil devrimin önünü nasıl kestiğini tam olarak hiç anlamadın!

Bu nedenle devletin yeni iradesini kavramakta da zorlanıyorsun.

Kolonyalistler, Türkiye’de, tek hedefi organik devleti kilitlemek olan bir parlamenter sistem kurguladılar.

Cumhurbaşkanlığını, Yargı’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni kendi uhdelerine aldılar.

Yasama, yürütme ve diğer devlet aygıtlarını ise kontrollü serbest bıraktılar.

Dört başı mamur bir vesayet rejimi konfigüre ettiler.

Biz elimizdekilerle oyalanırken devlete hep onlar hükmetti.

Geriye doğru, siyaset adamlarının biyografilerine bir de bu gözle bak.

Davul zurnayla kutladığımız çok partili sisteme geçiş, aslında vasi, Batıcı bir oyundu.

Tek partili rejim dediler, Kemalizm üzerinden Atatürk düşmanlığı üreterek, farklı ideolojilerin ağzına bir parmak bal çaldılar, sonra demokratik sistem diye diye devlete iyice yerleştiler.

İslamcı damarın kabarmasın.

Kemalizm’i de, anti-Kemalizm’i de onlar organize ettiler.

Her iki oyunun hem kurucusu hem oyuncusu oldular.

Askeri darbeler de bu bağlamda balanstı.

Amaçları; sözde demokratik özde Batıcı diktatörlüğü kalıcı kılmaktı.

Çikolata tüpünde olduğu gibi, üstten sıkıp alttan emdiler.

Emperyalistler, detaylarla asla ilgilenmiyor.

Ülke ve millet olarak neler yaşadığımız, fıkdanlıklarımız umurlarında değil.

Eski oligarşik düzen; daima oryantalizmi, batıcı aydınları, self sömürgeci yapıları ve sermaye sınıfını koruma görevini üstlendi.

“T.C. Rejimi”, sence neden toplumun neredeyse bütün kesimlerini “düşman” olarak kodladı?

Çünkü devlet bizim değil onlarındı.

Millet “tehlikeli ve yasak”tı.

Toplum, onlar için cehennem demekti.

İki yüzyıl boyunca ancak elitlerimizi Batılılaştırabildiler, bu kendilerine yetiyordu.

Ya bu topraklara gerçek demokrasi gelirse, toplum siyasete katılırsa!

Bu, ta başından, onların en büyük korkusuydu.

Ülkemizdeki yabancı okullarda, yurtiçi ve yurtdışındaki belli üniversitelerde okutmadıkları, devşirmedikleri hiç kimseyi devletin kilit noktalarına getirmediler.

Bizim yerli devlet adamlarımız daima dolgu malzemesi olarak kaldılar.

Şimdi aynı yöntemi akamete uğratmadan ısrarla devam ettirmek istiyorlar.

Öyle etkili psikolojik taktikler uyguluyorlar ki, senin gibi samimi Yeni Türkiye taraftarlarının bile kalbine şüphe düşürüyorlar.

Başkanlık, bir yönetim modeli değil.

Başkanlık, akademik dille ikna edilecek, medyaya malzeme yapılacak bir enstrüman da değil.

Konuya buradan bakma!

Devlet başsız olmaz.

Onların derdi tam da bu…

Devlet başkanlığı, bağımsız Türkiye Cumhuriyetinin organik kimliği.

Kadim milli devletin ruhu.

Bir varoluş, karşı-koyuş ve direniş destanının bel kemiğidir.

Bir toplum, bir devlet var etmenin temel diyalektiği.

Retrospektif bak, bu ülkede hangi devlet adamları başkanlık sistemi istiyordu?

Turgut Özal, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alparslan Türkeş, Adnan Menderes ve Şehit Muhsin Yazıcıoğlu…

Kendi vatanlarında, sözde, devletin en tepesindeydiler ama hepsi bir “hiç olduklarının” farkındaydılar.

Batılıların istemediği tek bir adım atamadılar.

Mustafa Kemal Atatürk zaten devlet başkanıydı.

Bir an düşün, sence O, devlet başkanı olmasaydı, ülkeyi dönemin derin travmatik siyasi atmosferinden nasıl çıkarırdı?

Başkanlık hür bir devlet olabilmenin yolu.

Devlette devamlılığın anahtarı.

Bugünü; Kurtuluş Savaşı’na, Gazi Paşa’ya, Enver Paşa’ya, Abdülhamit Han’a, Fatih’e, Osman Gazi’ye, Melikşah’a, Selahattin Eyyubi’ye, Alparslan’a bağlar.

Onlar demokrasiyi; parçalanmışlığı kronikleştirmek ve kalıcılaştırmak için bize önerdiler; ince gör!

İlk dünya savaşında yarım kalmış planlarını böyle tamamlayacaklardı.

Hatırlıyor musun, onlar Başkanlığa da, aynı nedenle, yakın geçmişte olumlu baktılar.

Başkanlık bölünmenin altyapısı için köprü olacaktı.

Tam da rahmetli Hrant Dink’in şaşırdığı gibi:

“Düşündüm de bu Avrupalılar beni neden alkışlıyor ve sarılıyorlar!”

İlk kez eyalet sistemini dillendirenin de darbeci Kenan Evren olduğunu hatırla!

Hatta bize federatif sistemi bu nedenle tartıştırdılar.

Yeni Türkiye projesini ilk Graham Fuller teorize etti.

Çözüm Süreci’ne fitne soktular, dört elle sarıldılar.

Devlet, bütün bu büyük tuzakları görüp stratejik hamlelerle hepsini kendi lehine çevirince, terse döndüler.

Şimdi, neden biteviye kuvvetler ayrılığının yok edildiğini söyleyip duruyorlar dersin?

Neden bizimle bu kadar yakından ilgileniyorlar?

Çünkü bu devlet, kendi alt yönetim mekanizmalarına hâkim olduğunda, milletiyle buluştuğunda, toplumsal insicam tamamen sağlandığında karşılarında, burun kıvırdıkları “Republic of Turkey” olmayacak.

Devlet diriliyor.

Yüzyıl önce olduğu gibi bugün de başını kaldıran bu milleti boğamadıklarında, çıkarları tehlikeye girecek.

Tarihsellik, küresel şartlar, jeopolitik koşullar, medeniyet dinamikleri bağlamında bizi durduramayacaklar.

Bunu onlar da biliyor.

Bazen sen de saflaşıyorsun baba.

Görmüyor musun?

Gömdükleri mühimmatları yeri ve zamanı geldikçe çıkarıp çıkarıp kullanıyor ve kullanacaklar.

İçimizde devreye sokmadıkları hangi temiz yüzlü, beyaz yakalı, eğitimli, Batıcı ideolojik yapı kaldı?

Solcu, Alevi, Kürt, Ulusalcı, Laik, Türk ve İslamcı.

Bu kesimler Türkiye’de ikiye ayrılır, anlatmama gerek yok.

Bir yerli ve milli olanlar iki Batıcılar.

Bu mücadele, Batı ile Türkiye’nin; Batıcılıkla, yerli ve milli iradenin mücadelesi.

Küresel hegemonya; iç kalemizi fethetmeye çalışıyor, Ed-Devlet’le savaşıyor.

Başkanlık, bir Ed-Devlet mefkûresi ve projesi.

Devlet başkanlığı bizim kendi temel tezimiz:

Yürütmede çok başlılık bitecek.

Siyasi, sosyal, ekonomik ve mali istikrar sağlanacak, denge olacak.

Devlet, kendi alt kurumlarına söz geçirebilecek.

Kurumlar arası uyumla devlet saat gibi çalışacak.

Çürümüş statüko ve bürokratik iş görmezliğe son verilecek.

Bir türlü arınamayan kurumlarda; Batıcı, Rusçu, İrancı vb. vesayetin bütün kalıntıları temizlenecek.

Toplumumuza yönelik sosyal mühendislik yapılamayacak.

İç barış, etkin ve ivedi tahkim edilecek.

Sömürgeci lobiler, sistem boşluklarından yararlanarak devletin içinde yuvalanamayacak.

Devlet, kamburlarından kurtulacak ve mikroplarından arınacak.

Etnisite, ideoloji ve din üzerinden siyaset yapma dönemi kapanacak.

Konformizm ve dar siyaset teorileri tükenecek.

Siyasi partiler, ister istemez toplumun bütününe hitap etmek zorunda kalarak etap etap millileşecek.

Millet neyse devlet ve devlet başkanı o, devlet ve devlet başkanı ne ise millet o olacak.

Millet; devleti, siyaseti ve bürokrasiyi denetleyecek.

Hülasa millet ve devlet, kendi kaderini kendi belirleyecek.

Bil ki, tezi ve inancı olan kazanır.

Mütereddit durarak 15 Temmuz işgal bloğunu ve düşmanı sevindirme.

İcraattaki eksikleri, siyasilerdeki kifayetsizlikleri, göz önündeki laubalikleri bahane edip olgunun özünü kaçırma.

Bu daha başlangıç.

Kendini topla baba!

Safını netleştir.

Tereddüt etme!

Huzur bulduğumuz bu konakta olduğu gibi kendine ait, bahçeli, müstakil bir devlet inşa ediliyor.

Yaşananları bugün adına okuma, devlet varacağından emin olduğu, herkesi şaşırtacak, göz alıcı bir ufka hazırlıyor kendini.”

“Canım babacığım.”

Bu son hitapla gözlerini açan Baba, oğlu Ali’nin başını göğsüne koyarak uyuyakalmış olduğunu gördü.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s