Devlet, Millet ve O


Devleti izleyin – SON

Ailece tatil, çocukların gündemine, ancak karneler verildiğinde girer.

Ebeveynler ise bunu aylar öncesinden planlar.

Sorumluluklar artıkça, yapılan planın vadesi de uzar.

Derin bir tarihi, 10.765 kilometre sınır uzunluğu, 79 Milyon 814 Bin 871 kişilik nüfusuyla Türkiye Cumhuriyeti, devasa bir ailedir.

Devletin öngörü erimi, izafiyetle mucizevidir.

Devlet, tarihsel döngü, küresel değişim ve uluslararası ilişkilere dair bir okuma yaptı.

Ölçtü. Biçti.

Bir karara vardı:

Barack Obama, 2009 yılında iktidarı devralıp zafer konuşmasını yaptığında “dünya değişiyor biz bu değişimin gerisinde kalmamalıyız” dedi.

Buna rağmen süreci ıskaladı. Konvansiyonel düzeni değiştiremedi.

Trump, esasında geriye düşmenin varoluşsal bir itirafıdır.

Zira Trump, zafer konuşmasında  “Amerika’yı yeniden büyük yapacağız” dedi.

Amerika’nın geç kalmışlık duygusu, “Trump” olarak patlak verdi.

Bu nedenle Trump, Amerikan derin devletinin müktesebatını hiçe saymaktan çekinmiyor.

Aleni WASP ırkçılığı yapıyor. ABD’nin kuruluş armasındaki sloganı “e pluribus unum”a (çoklukta birlik) aykırı davranıp devletin kodlarıyla oynuyor.

Bu “stres”, Amerika’yı sonu belirsiz maceralara atabilir.

Amerika’nın “kendi başının çaresine bakma” politikası, hem hazır olan ülkelere büyüme alanı açacak hem de domino taşı etkisi yapacaktır.

Avrupa Birliği’nde “exit” rüzgarı tesadüf değil.

Ticaretini istediği gibi yönetmek için İngiltere, Br-exit politikasına yöneldi.

Fransa, kendi içinde Fr-exit’i tartışıyor.

Almanya, sancıları dışa vurmama telaşında.

Uluslararası birliklerin dağılacağına dair işaretler her geçen gün biraz daha artıyor.

Batı bugün, altındaki halının çekilmesiyle soğuk betona basmış gibi tepki veriyor.

‘Önce Amerika”, “önce İngiltere”, “önce Almanya” politikalarını ve oluşacak jeopolitik imkânı öngören kök devlet, o kritik kararı almıştı:

Sömürgeci Batı bloğunun, en duyarlı olduğu noktada, üstelik kalbi Davos’ta açık savaş ilan etti.

“One minute”, kararın dünyaya ilanıydı.

Altını çizerek bir kez daha ifade edelim:

Kök devlet

“One minute” ile

Batı bloğuna karşı

Zamanı gelen

“Açıktan Savaş Stratejisi’ni” başlattı.

Bu klasik cephe savaşı değildi.

Yeni nesil bir savaştı.

Kök devlet, Kuzuların Sessizliği filminde olduğu gibi kendi birebir ölçüleri kullanılarak üzerine zorla giydirilen ‘emperyalist devlet kabuğunu’ parçalıyor.

‘Plastik sanatçı ustalığıyla’ devlete dair her fikir, olgu ve kurumun birebir kopyasını çıkardılar.  O ‘balmumu maskeyi’ kimliğimize ve kurumlara profesyonelce geçirdiler.

Kopya devlet de, yerli ve milli(!) bir görüntüye büründü.

Dolayısıyla öz devletin verdiği hayati mücadele;  “kendine karşı” bir savaş, bir “iç savaş” algısı yarattı.

Toplumsal bazı kesimlerin, henüz olan-biteni anlamakta güçlük çekmesi anlaşılır bir durum.

‘Küresel vesayete karşı II. Kurtuluş Savaşı’ tanımında, karşılaşılan iç direncin bir nedeni de bu.

Devlet, ülkedeki bu manipülatif kamplaşmanın yarattığı sıkışmanın farkında.

Çözüm: Sabır.

İşgal unsurları tam olarak deşifre edildiğinde ülke, kuşkusuz, mahalle kıvamında bir selam yurduna dönecek.

Batının, milli devletin birebir benzerini yaparak üstümüze giydirdiği kabuk devletler sadece FETÖ’den ibaret değil!

Ürkütücü manzara Devlet Bahçeli’ye gösterildi.

Bahçeli, küresel şer odaklarına meydan okuyan ve tehlikeyi bir daha duyuran milli bir sayha. Devletin şahdamarının kesilmesine ramak kaldıysa her değer teferruattır!

Ed- Devlet, henüz hazır olmadıkları için CHP ve HDP’yi sürece sokmadı!

Bir süredir mandacıların sahte devlet örgüleri sökülüyor.

İçeriden bütün haşmetiyle Ed-Devlet beliriyor.

Yapılmak istenen sistem değişikliği, asıl olarak içe dönük değil dışa dönük bir hamle.

Devlet, Mustafa Kemal’den bu yana ilk kez kendi yüzüyle arenaya çıkıyor.

Bugüne kadar devlet, Batı karşısında hep savunma pozisyonunda kaldı.

15 Temmuz’da işgalcilere karşı kazanılan zaferle, psikolojik üstünlüğü kesin olarak ele geçirdi.

Bundan sonra, onlar defans yapacak.

Sistem değişikliği ile devlet, vizyonunda bir aşamayı daha geride bırakacak.

Şimdi, kendi belirlediği isimle, uluslararası kamuoyunda kendini tahkim ediyor.

Devlet; başkanını göğsünü gererek destekliyor.

Net ve kararlı davranıyor.

Devlet, millet ve o.

Diğer bütün ihtimallere de hazır.

Ölür ya da şehit olursa, bayrak asla yere düşmeyecek.

“Yeni Anayasa, Cumhurbaşkanının şahsı için yapılıyor” söylemi üstünkörü bir yaklaşım.

Bu ağır sorumluluğu, Ed-Devlet’in bağrından çıkmış,  ölümcül badireler atlatmış bir kişi ancak alabilirdi.

Kuşkusuz Ed-Devlet, kendi başkanından bundan sonraki sürecin de hakkını vermesini bekleyecek ve denetleyecek.

Belirsizlik ve bilinmezliğe sürüklenen dünya konjonktüründe, ülkeyi dış ya da iç savaştan koruyacak tüm önlemleri almasını, kadim devlete yakışacak bir liderlik sergilemesini bekleyecek.

Adaleti, hukuku ve eşitliği kaim kılmasını isteyecek.

Demokratik siyaset kurallarından daha fazlasını, hükümet başkanı gibi değil, devlet başkanı bilinciyle hareket etmesini, Meritokrasi’yi, toplumun bütün renklerine kucak açmasını, Alevi, Yezidi, Ermeni, Rum ve Yahudi vatandaşların kaygılarını gidermesini, CHP ve HDP tabanına da hitap etmesini bekleyecek.

Batıcı statükonun direnciyle gerçekleşmeyen bürokraside liyakati getirmesini, torpili bitirmesini, ihalelere fesat karıştırılmasının önüne geçilmesini, rüşvetin engellenmesini, kurumlara doğru kişileri atamasını, kamu malının çarçur edilmemesi için izlenebilir, üst bir kontrol mekanizmasına tabi kılmasını talep edecek.

Gerçek mağduriyeti giderilen bir kişi de olsa edeceği duanın bundan sonraki sürecin teminatı olacağını ve temel misyonun; 15 Temmuz gecesi ortaya çıkan ruha sımsıkı sarılmak olduğunu hatırda tutacak..

Bilinmeli ki, ülke bugün sıra dışı bir süreçten geçiyor.

Olağanüstü koşulların yaşandığı dönemlerde “şimdi zamanı değil” diyenler ya olayın özünü henüz kavramadılar ya da niyetleri kötü!

Ülkenin kendi koşulları dikkate alınmadan, her zamanki gibi ısrarla gerçeklikten uzak, ezber argümanlarla süreç analizi yapılıyor.

Vatansever vatandaşlar arasında değişik nedenlerle referandum konusunda negatif düşünenlerin varlığı; yaratıcı bir durumdur, dinamizmdir, hayattır, demokrasidir, normalliktir.

Ancak duruşu, meşrebi, ideolojisi ve makamı ne olursa olsun, büyük kuşatmayı yaşadığı, gördüğü ve bildiği halde, refleksle karşı duaya duran elitler varsa (!)

Ya mahalle baskısı kurbanıdır.

Ya ağır bir kıskançlık krizi içindedir.

Ya da

Batıyla, organik ama soft bir bağlantısı vardır.

Yeni nesil müstemleke işbirlikçisidir.

Kendi içinde meşruiyet (!) sorununu çözmüş “rafine” devşirmedir!

Devleti İzleyin – VII

Devleti İzleyin – VI

Devleti İzleyin – V

Devleti İzleyin – IV

Devleti İzleyin – III

Devleti İzleyin – II

Devleti İzleyin – I

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s